|
|
|
0 |
|
|
TÜRKİYEYE
YERLEŞEN GÖÇMENLER Anadolu insanlık
tarihinde, iç ve dış göçler sonucu ortaya çıkan önemli
uygarlıkların yaşandığı bir coğrafya
olarak kabul edilmektedir. Böylesine bir göçmenler kazanı ve
uygarlıklar sentezi üzerinde kurulmuş olan devletlerin göçlerle
gelen toplumsal, siyasal ve yönetsel sorunlar için çeşitli önlemler
aldığı ve çözümler ürettiği bilinmektedir. 1923 yılında modern
bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti göçmen sorunlarını
geçmişinden kalan bir miras olarak devir almış ve yapılan
sistematik çalışmalarla sorunun çözümüne yönelik politikalar
geliştirilmiş ve uygulamalar yapılmıştır. GÖÇLER VE GÖÇENLER 18.yy sonu ve 19.yy başından itibaren Anadoluya dışardan göçenler, Türkçe konuşulan bölgelerden göç etmek zorunda kalanlar ile Osmanlı İmparatorluğunun dağılması sonucu yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda bırakılanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 1771 yılında Kırımda yaşanan nüfusun Osmanlı yanlısı olan kesimi Rusların silahlı saldırısı nedeniyle topraklarını bırakarak Osmanlı yönetimi altındaki bölgelere göç etmek durumunda kalmışlardır. Bu olay Osmanlı İmparatorluğunun karşılaştığı ilk dış göç olgusudur. 1788-1792 Osmanlı - Rus - Avusturya Savaşları süresince ve sonrasında da, Osmanlı topraklarına Kırım, Kazan, Kafkasya ve Özi bölgelerinden kitleler halinde göçler başlamış ve göç edenlerin sayısı dört yüz bin kişiye ulaşmıştır.(Oğuz Arı s.5) Rusların Azerbaycanı da işgali üzerine göçler, İran üzerinden Anadoluya yönelmiş, Kuzey İranın işgali sonucu Kafkasya limanlarından yüz binlerce insan Osmanlı Devleti tarafından temin edilen deniz araçları ile Trabzon, Samsun, Sinop ve Varna limanlarına getirilmişlerdir. Kafkasyadan yapılan göçler yaklaşık yüz elli yıl boyunca sürmüştür. Kafkasyadan gelenler arasında Türkler, Avarlar, Çeçenler ve Çerkezler vardır. Göçmenler değişik illere iskan edilmişlerdir ve hatta Halepe, Ürdüne kadar gönderilen göçmenlerin olduğu da ileri sürülmektedir. (Oğuz Arı s.5). |
|
|
0 |
||
![]() |
|
0 |
Osmanlı İmparatorluğunun dağılmaya başlaması ve 1806 - 1812 Türk- Rus savaşı sonucu Balkanlarda yaşayan Türklerin çoğu güneye doğru göç etmeye başlamışlardır. Sayılarının iki yüzbini bulduğu tahmin edilen göçmenler, başta İstanbul olmak üzere Rumelideki kent, kasaba ve köylere yerleşirken, bir bölümü de İstanbul yolu ile Anadoluya göçmüştür. Osmanlı Devleti bu göçmenlere iyi davranılması ve kolaylık gösterilmesi için Rumeli ve Anadoludaki eyaletlere talimatlar göndermiş ise de göçenlerin düzenli şekilde yerleştirilmeleri sağlanamamıştır. (Özbay - Balpınar). 1820 yılında Mora Yarımadasında bağımsız bir Yunan Devletinin kurulması ile Osmanlı İmparatorluğuna yapılan baskılar sonucu bu bölgede yaşayan Türkler 1830 tarihinden itibaren Anadoluya göç etmek durumunda kalmışlardır (Özbay Balpınar). 1854 - 1856 yıları arasında yapılan Kırım Savaşından sonra samsun Limanı yoluyla yaklaşık altı yüz bin göçmenin Anadoluya geldiği bilinmektedir. 1905 - 1908 Rus Devriminden sonra ise Kazan ve Azerbaycandan göçler başlamış, gelenler Amasya ve Kars illerinde yerleşmişlerdir. 1920 yılındaki Sosyalist Devriminden sonra ortadan kaldırılan Kafkas Cumhuriyetinden, Gürcistandan ve Ermenistandan çok sayıda aile Anadoluya göç ederek, Muş ve Kars gibi genelde Doğu Anadolu illeri ile Konya ili civarına yerleşmişlerdir. (Oğuz Arı s.5). 1912 - 1913 Balkan Savaşı sırasında 1173.52, 1914 -1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında da yaklaşık 120.556 göçmenin Anadoluya geldiği tahmin edilmektedir. Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasyadan, Balkanlardan ve Ege adalarından Anadoluya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun üstündedir (Oğuz Arı s.5). GÖÇMENLERİN YERLEŞTİRİLMESİ Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri Tanzimat Fermanının ilanına kadar Bab-ı Alinin eyaletlere göçmenler geldikçe gönderilen fermanları doğrultusunda oluyor veya göçmenlerin başvuruları üzerine kendilerine para ve malzeme yardımı yapılıyordu. 1859 yılına kadar Şehramenetine bırakılan göçmenlerin yerleştirilmesi işleri, Kırım savaşı sonrası hızla artan göçler nedeni ile yoğunluk kazanmış ve şehramenetinin sorunun çözümünde yeterli olamayışı sonucu Devlet, sorun ile uğraşacak bir komisyon kurulmasına ilişkin yasa çıkartmak zorunda kalmıştır (Oğuz Arı s.7). Yasa ile İskanı-ı Muhacirin adı altında kurulan ve göçmenlerin yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyonun adı daha sonra Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyete kadar sürdürmüştür (OğuzArı s.7). Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Özbay - Balpınar). Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur, ilmiye sınıfı mensubu veya zanaatleri ancak kentlerde yapılabilenlere kentelrde yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde yerleşmesini istememiştir. Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent hayatına ve ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri köy ve kasabalara uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır.Ayrıca özellikle kırsal kesimdeki yerli halkın tepkisinin giderek büyümesi ve rahatsız edici boyutlara ulaşması Devleti 1878 yılında yeni bir karar alma gereği ile karşı karşıya bırakmış ve yayınlanan bir talimatla göçmenlerin kentlerin çevresine yerleşmelerine izin verilmiştir (Özbay - Balpınar). Bu karardan sonra Anadolu kentlerinde kısa bir süre içinde göçmen mahallesi olgusu ortaya çıkmıştır. Ankaradaki Boşnak, Eskişehirdeki Tatar mahalleleri bu gelişmenin en iyi örnekleridir. Göçmen yerleşmelerinin, kırsal kesimde geleneksel Anadolu köy dokusundan, kentlerde ise mahalle dokusundan kolaylıkla ayırt edilebilmesi, bu yerleşimlerin en belirgin ortak özellikleridir. Anadoluda 19.yy ikinci yarısına kadar süregelen geleneksel dokunun organik görünüşüne karşın göçmen mahalleleri çok daha düzenli, geometrik bir görünüme sahiptirler. Bu yerleşmeler çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda kamu eliyle yapılan bir plan tipine göre tümünün birden yapılması şeklinde gerçekleştirilmiştir (Özbay-Balpınar). CUMHURİYET DÖNEMİNDE DIŞARDAN GÖÇ EDENLER YUNANİSTANDAN GÖÇLER Cumhuriyet döneminin en öenmli ve en yoğun göç hareketi 1922 yılında imzalanan Lozan Anlaşması hükümleri uyarınca gerçekleştirilen Türk-Yunan halkları değişimidir. Bu değişim sonucu 100 bin Türkiyeli Rum Yunanistana gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türkte Anadoluya göç etmiştir (Oğuz Arı s.4). Yunanistan ve Balkanlardan gelen göçmenlerin malları ve iskanına ilişkin olarak çıkartılmış olan kanunlar doğrultusunda, Mübadil olarak tanımlanan göçmenler Anadoludan Yunanistana gönderilen Rumların bıraktıkları evlere, ticarethanelere ve topraklara mesleklerine göre yerleştirilmişlerdir. Bu göç hareketi 1949 yılına kadar devam etmiştir (OğuzArı s.4). 1952 - 1969 yılları arasında da Yunanistandan serbest göçmen olarak 7600 aileye mensup 24.625 kişinin geldiği bilinmektedir. Bu yıllardan sonra Yunanistandan aralıklarla 4 aile daha Türkiyeye göç etmiştir (Köy Hizm.Env.s.139). 1923 - 1995 yılları arasında Türkiyeye göç eden nüfusun % 25i olan, 424.645 kişiyi Yunanistan göçmenleri oluşturmakta olup, bunların büyük çoğunluğu ( % 95 ) mübadil olarak gelen göçmenlerdir (Köy Hizm.Env.s.139). BULGARİSTANDAN GÖÇLER Cumhuriyetin kurulmasını izleyen yıllarda Anadoluya ikinci büyük göç dalgası Bulgarisatndan gelmiştir. Bulgaristandan göçler aralıklarla 1989 yılına kadar sürmüştür. Cumhuriyet döneminde ülkeye gelen toplam göçmenlerin % 48ini oluşturan 790.717 Bulgaristan göçmeninin, göç hareketi dört aşamada gerçekleşmiştir (Köy Hizm.Env.s.138). * 1925 yılındaki Türk - Bulgar ikamet sözleşmesi ile 1949 yılına kadar 19.833 ailede 75.877 kişi iskanlı, 37.073 ailede 143.121 kişi serbest göçmen olmak üzere toplam 56.906 ailede 218.998 kişi Türkiyeye göç etmiştir (DPT, s.6). * 1950 - 1952 yılları arasında Bulgaristanın tehcir ve göçe zorlaması sonucu 37.851 aileye mensup olmak üzere 154.393 kişi iskanlı göçmen olarak Türkiyeye gelip yerleşmişlerdir (DPT, s.6). * 1968 - 1979 yılları arasında da Türkiye-Bulgaristan Yakın Akraba Göçü Anlaşması çerçevesinde 32.356 aileye mensup 116.521 kişi Türkiyeye göç etmiş ve bu göç ile 1950 -52 yılları arasında gelen göçmen ailelerinden büyük bölümünün Bulgaristanda kalan yakınlarının Türkiyeye serbest göçmen olarak gelmeleri sağlanmış ve böylece parçalanmış ailelerin birleşmesi gerçekleştirilmiştir (DPT, s.10). * Bulgaristandan son göç hareketi 1989 yılında Türk kökenli müslüman Bulgar vatandaşlarının, Bulgar hükümeti tarafından Türkiyeye göçe zorlanmaları ile başlatılmıştır. Göçmenler kitleler halinde trenlerle Türk sınırına bırakılmışlardır. Böylece Türkiye, II nci Dünya Savaşından sonra Avrupada görülen en yoğun ve zorunlu göç akımını yaklaşık üç aylık bir süre içinde kabul etmek durumunda kalmıştır. Bu dönemde 64.295 aileye mensup 226.863 kişi serbest göçmen olarak Türkiyeye gelmiştir. Bu tarihten itibaren 1995 yılına kadar da aralıklı olarak gelen serbest göçmenlerin sayısı 27.224 ailede 73.957 kişiye ulaşmıştır (Köy Hizm.Env.s.138). Bulgaristandan 1950 - 52 yılları arasında gelen ve devlet tarafından yerleştirildikleri için iskanlı göçmen olarak kabul edilen göçmenler iskan yasasına göre yapılan planlamalar doğrultusunda ülkenin çeşitli il-ilçe ve köylerine dağınık veya mahalleler eklenmek suretiyle yerleştirilmişlerdir. 1950 - 1960 döneminde toplam 35.496 ailenin yerleşiminin sağlandığı görülmektedir. Bunlardan 25.583 çiftçi ailesinin büyük çoğunluğunun Adana (1.442 aile), Ankara (1.136 aile), Balıkesir (1.474 aile), Bursa (2.185 aile), Konya (1.523 aile), Manisa (1.383 aile), Tekirdağ (1.619 aile) illerine, zanaatkar ailelerin çoğu Bursa (1.356 aile), İstanbul (3.100 aile), Eskişehir (1.116 aile), İzmir (1.1160 aile) illerinde yerleşimleri gerçekleştirilmiştir. İskan için yapılan 36.292 evin 22.761i köy tipi; 12.219u şehir tipi ve 1.312isi hazır evdir. Kırsal alanda yerleşmek isteyenler için 13 müstakil köy kurulmuştur. Evlerin %70i kırsal alana serpiştirilmek suretiyle yapılmıştır. % 25i kentlere eklenen göçmen mahallelerinde inşa edilmiş olup, % 5i müstakil köylerde yapılan evleri kapsamaktadır (Geray, s.54-55). Bulgaristandan 1968 - 1979 yılları arasında gelen göçmenler serbest göçmen stasüsünde oldukları ve parçalanmış ailelerin birleştirilmesine yönelik anlaşmalar çerçevesinde Türkiyeye göç ettikleri için daha önce gelen akrabalarının bulunduğu il, ilçe ve köylerde kendi olanakları ile yerleşmişlerdir (DPT s.7). 1989 yılında Bulgaristandan gelen serbest göçmenlerin büyük bir bölümü daha önce Türkiyeye göç eden akraba veya komşularının yoğun olduğu bölgelere kendi imkanları ile yerleşirken bir bölümü de devlet tarafından 14 il merkezi ile 23 ilçe ve beldede göçmen ailelerin parasal katkısı ve borçlandırılması esasına dayalı bir yöntemle yapılan toplam 21.438 konuta 5 yıllık süreç içinde yerleşmişlerdir. Sözkonusu konutlar kentlerin dışında siteler olarak planlanmıştır (Köy Hizm.). YUGOSLAVYADAN GÖÇLER Yugoslavyadan Türkiyeye
Cumhuriyet döneminde toplam77.431 ailye mensup olarak 305.158 kişi
göç etmiştir. Bu ailelerden 1950 yılına kadar
gelenlerden 14.494 kişi devlet tarafından iskan edilmiştir.
Ailelerin diğer bölümü serbest göçmen olarak Türkiyeye
yerleşmişlerdir (Köy Hizm.Env. s.138). ROMANYADAN GÖÇLER Romanyadan 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923 - 49 yılları arasında iskanlı göçmen olarak Türkiyeye gelmiştir. Ayrıca11.280 aileye mensup 43.271 kişide serbest göçmen olarak gelmiş ve daha önce gelen yakınlarının yerleştiği yerlere yerleşmişlerdir. DİĞER ÜLKELERDEN GÖÇLER Cumhuriyet döneminde Anadoluya Balkan ülkeleri dışında özellikle, müslüman olan veya Türk Dil grubuna bağlı olan ülkelerden iskanlı ve serbset göçmen olarak göç eden ailelerde olmuştur. Örneğin Türkistandan toplam 695 ailede 2.194 nüfus iskanlı, 214 ailede 684 nüfus serbest göçmen olarak, Afganistandan 1.006 ailede 4.163 nüfus iskanlı göçmen olarak gelmişler ve özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda kırsal ve kentsel kesimde yerleştirilmişlerdir (Köy Hizm.Env. s. 140). Türkiyeye son göç 1993 yılında olmuş ve Rusyada yaşayan 150 Ahıska Türk ailesi iskanlı göçmen olarak getirilmiştir. Iğdır ilinde yapılmakta olan konutlara yerleştirilmeleri planlanmaktadır. (Kaynak:Filiz Doğanay, Devlet Planlama Teşkilatı) DOĞU TÜRKİSTANDAN GÖÇLER Doğu Türkistan adıyla bilinen Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi altındaki Uygur Özerk Bölgesinden 1951 yılında yapılan vaki müracaatlar üzerine Türk Hükümetince alınan 13.03.1952 tarih ve 3-14595 sayılı Heyedi Vekile kararı ile 1853 Doğu Türkistanlı iskanlı göçmen olarak Türkiyeye kabul edilmişlerdir. Bunun dışında aynı tarihlerde Hindistan, Pakistan ve Suudi Arabistan üzerinden 500 Doğu Türkistanlı da serbest göçmen olarak kendi imkanlarıyla Türkiyeye gelmişlerdir. İskanlı göçmenlerden 160 hane Niğdeye, 63 hane Konyaya, 100 hane Kayseriye, 56 hane Aksaraya ve 150 hane Manisa Salihliye yerleştirilmişlerdir. İskanlı göçmenlere hane başına iki odalı birer ev ve nüfus başına 20 dönümden 30 dönüme kadar arazi dağıtılmıştır. Bu göçmenlerin bir çoğu bugün İstanbulda bilhassa Zeytinburnu ve Güneşliköyde ikamet etmektedirler. 1966da ve 1979 yıllarında Afganistan üzerinden Doğu Türkistanlılar (90 hane) iskanlı göçmen olarak kabul edilmiş, bunlar da Kayseri ve İstanbula yerleştirilmişlerdir. Ayrıca 1982 yılında Afganistan-Çin sınırındaki Pamir yaylasından Doğu Türkistan kökenli Rahmankul Hana bağlı 1.150 Kırgız Türkü iskanlı göçmen olarak kabul edilmiş ve Vanın Erciş ilçesine bağlı Ulu Pamir köyüne yerleştirilmişlerdir. Bugün Türkiyede yaklaşık 30.000 kadar Doğu Türkistan kökenli göçmen yaşamaktadır. (Kaynak:İsmail Cengiz) KIBRISTAN GÖÇLER 1570'te Osmanlı idaresine geçen Kıbrıs'a, Anadolu'nun güney vilayetlerinden 50-60 bin Türk yerleştirildi. Böylece, adanın nüfusu 200 000'e çıktı. Ada, İngilizlere kiralanınca (1878), buradaki Türk halkı, Anadolu'ya göç etmeğe başladı. Bu göçlerle 15 000 kişi Anadolu'ya geldi. Lozan antlaşmasıyla ada İngilizlere bırakılınca, göçler daha da hızlandı ve 24 000 kişi Türkiye'ye geldi. 1878'den itibaren göç edenlerin sayısı 70 000'i buldu. Gelenlerin çoğu Ankara, İstanbul ve İzmir'e yerleştirildi. IRAK VE SURİYEDEN GÖÇLER Suriye Türkleri, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967 yıllarında Türkiyeye toplu olarak göçmüşlerdir. Sayıları kesin bilinmeyen bu göçmenler, Kırıkhan, İskenderun ve Adanaya yerleştirilmişler ve 1977de Kırıkhan ve 1994 ise, İskenderunda Bayir-Bucak Türkleri Yardımlaşma Derneğini kurmuşlardır. |
|
0 |
|
|