|

|
|
TÜRKİYEDEN GÖÇLER
Rumeli'de Türklerin İlk Yerleşmesi
Çeşitli Türk kavimleri Kuzey Karadeniz steplerinden gelip VI. Yüzyıldan itibaren Balkan yarımadasına yerleşmişlerdir. Fakat Bizansın dini baskısı ve önceden yerleşik hayata geçmiş olan Slavlarla karışarak ortadan kaybolmuşlardır.
Türklerin güneyden gelip Kuzeydoğu Bulgaristanda yerleşmesi Anadolu Selçuklu Sultanı II.İzzeddin Keykavüsün (1238-1278) Dobrucadaki sürgün hayatıyla yakından bağlantılıdır . Sultana bağlılığı devam eden çok sayıda Türkmen Anadoludan gelip Dobrucaya yerleşti. Türkmenlerin bölgeye gelişi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunların odak noktasında daima Sarı Saltuk yer almaktadır. Sarı
Saltuk, manevi olarak kendisine bağlı olan kalabalık sayıdaki Türkmen nüfusla birlikte Rumeli'ye gelmiş ve burasını yurt edinmiştir.
Sarı Saltukun Dobruca'daki faaliyeti ve faaliyet alanıyla ilgili en geniş popüler bilgi Evliya Çelebi
Seyahatname sinde bulunmaktadır . Seyahatname de Evliya Çelebi sık sık gerçeklerle efsaneleri birbirine karışmıştır.
Yazıcızade Ali II. Murada ithaf ettiği Tarih-i Âl-i Selçukda , Rumeliye giden göçmenlerin bir kısmının Halil Ece ile birlikte Karesi İline geri döndüklerini, kalanların ise Sarı Saltukın etrafında toplandıklarını kaydetmiştir .
Rumelide Yollar ve Osmanlı Devletinin Fetih Yönleri
Rumeliye geçen Süleyman Paşa buradaki ana yollar boyunca akınlar yapmağa başlamıştı. Osmanlı kuvvetleri batıya, kuzey batıya ve kuzey doğuya doğru ilerlerken Romalıların yaptırdığı ve daha sonra Bizansın da kullandığı yollardan yararlandılar. Bu yollar Sol Kol (Via Egnatia canib-i
yesar), Orta Kol (Via Militaris tarik-i evsat) ve Sağ Kol (Kırım Karadeniz ticaret
yolu) olarak biliniyordu.
Sol Kol; İpsala, Gümülcine, Serez, Karaferiye ve oradan ikiye ayrılıp Tırhala ve Üsküpe ulaşıyordu
.Orta kol; Çirmen, Zağara, Filibe ve oradan ikiye ayrılıyordu. Birinci yol Sofya üzerinden Niş ve Belgrata ulaşıyor, ikinci kol Köstendil üzerinden Üsküpe bağlanıyordu.
Sağ kola gelince; Bu yol Trakyadan başlayarak Kırklareli üzerinden kuzeye doğru devam
ediyor, Edirne'den gelen yolla birleşip Tunca vadisini takip ederek Istrancaların ve Balkan Dağlarının doğal geçitlerinden geçmek suretiyle Karadenize paralel olarak Tuna nehrine kadar ulaşıyordu. Yol büyük merkezlere ulaşacak şekilde bazı yerlerde ikiye ayrılarak devam
ediyordu. Pravadıdan batıya giden yol Tırnovo ve Niğboluya ulaşıyor, asıl yol kuzeye doğru devam ediyor ve Dobruca'dan geçip Babadağ'a geldikten sonra Tuna nehrini geçiyordu. Tekrar ikiye ayrılan yolun doğuya doğru devam eden kolu Kırım'a
gidiyor, diğeri Yaş üzerinden Kuzey Denizine kadar ulaşıyordu.
Sağ kol, askeri anlamda orta kol kadar faal olmamasına rağmen önemini daima korudu. Bu koldan yapılan akınlar Mihal oğullarının denetiminde bulunuyordu . İstanbula buğday, et ve tuz sağlayan merkezlerin yoğunluğu bu güzergahta idi. Buğday ve kesimlik hayvanların kara yolu veya denizyolu ile başkente ulaştırılması bu yolun önemini arttırıyordu . Köstence, Varna, Burgaz, Mesembria gibi sağ kolun önemli limanlarından her türlü üretim başkente ulaştırılıyordu.
|