|
0 |
|
Göçmenlerin yerleşim
programları çerçevesinde tip projeler esas alınarak
planlanan konutlar, ya bu yerleşim için kurulan köylerde ya
kentlere veya yerli köylere eklenen mahallelerde yapılmıştır.
Ancak özellikle kırsal kesimlerde yapılan yerleşmelerin
başarılı oldukları söylenemez, yerleştirilenlerin
büyük bölümü iklimsel koşullara uyamamak ya da yerli halkın
gösterdiği tepkiye dayanamayarak büyük kentlere göç etmek
zorunda kalmışlar ve kentlerin dış mahallelerinde yoğunlaşmışlardır.
İstanbulun Zeytinburnu, Ümraniye, Ankaranın Telsizler,
Altındağ, Ayaş ve Kayaş ilçeleri ile Bursa, Eskişehir,
İzmir illeri bu yoğunlaşmanın tipik merkezleri olmuşlardır
(Özbay - Balpınarı).
Kentlerde yerleştirilen göçmenler
için yapılan konutlar, genelde kentlerin dış semtlerinde
ve 300 - 400 m2lik parsellerin içinde tek katlı
yaklaşık 65-90
m2 lik tip planlara göre yapılmıştır.
Günümüzde büyük kentlerin önemli yerleşim merkezleri konumuna
gelmiş olan İstanbulun Taşlı Tarla semti ile
Ankara Varlık mahallesi, bu uygulamaların ilginç örnekleridir.
Bu mahallelere yerleştirilenlerin çok az sayıdaki bölümü
konutlarını terketmiştir.
Kırsal alanlarda kurulan köylerde bir avlu içine konut ve işletme
binaları yapılmış ve imar planı doğrultusunda
ortak kullanım alanları belirlenmiş okul, cami, köy konağı
gibi bazı sosyal tesislerde kurulmuştur. Tüm bu
olanaklara rağmen özellikle Güneydoğu, Doğu ve İç
Anadolu bölgesindeki kırsal yerleşmelerde göçmenlerin büyük
bir bölümü köylerini terk ederek ya da yerli halka satarak, batı
bölgelerine yerleşmeyi tercih etmişlerdir. Ege ve
Akdeniz bölgesindeki kırsal yerleşmelerden göç çok düşük
oranda olmuştur. Yerli halkla olan uyuşmazlık dışında,
eğitim ve istihdam sorunlarının çözülemeyişi de göçmenleri
ülke içinde yeniden göçe zorlamıştır.
1980 yılından itibaren göçmenlerin
yerleşim ve özellikle konut sorunlarına daha farklı
yaklaşımların olduğu görülmektedir. Herşeyden
önce 2510 sayılı iskan yasasının göçmenlerin ülkede
yerleştirilmesinde yeterli olamadığı kabul edilmiş
ve toplu olarak gelen Afganlı göçmenler, Bulgaristandan göçe
zorlanarak gelen göçmenler, Birleşik Devletler Cumhuriyetlerinden
getirilen Ahıska Türkleri için ayrı ayrı yasalar çıkarılarak
yerleşim uygulamalarının çerçevesi belirlenmiştir.
Bu doğrultuda yapılan çalışmalar içinde
Bulgaristandan 1989 yılında gelen göçmenler için yapılan
uygulamalar farklılık göstermektedir. Göçmenlerin
yerleşim projelerine başlangıçtan itibaren katılımları
sağlanmış ve göçmenler istedikleri yerlerde parasal katılımları
ölçüsünde konut tiplerine sahip olma hakkını kazanmışlardır.
Bu dönemde göçmenlerin konut
sorununu toplu konut yaklaşımı ile çözmeyi amaçlayan
projeler üretilmiş ve Anadolunun küçük ilçelerinde bile yapılan
uygulamalarda yerleşmeler ya toplu konut alanlarında olmuş
ya da bu yerleşmeler için belirlenen alanlar daha sonra toplu
konut alanlarına dönüştürülmüştür.
GÖÇMENLERİN
YERLEŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ
KURUMLAR
İskan hizmetlerinin ilk organizasyonu, 1872 yılında
Muhacirin Komisyon Alisi adıyla kurulan bir kuruluş
marifetiyle başlatılmıştır. Zamanla
ortaya çıkan ihtiyaç ve talepler doğrultusunda çıkarılan
çeşitli kanunlarla bu kuruluş sırasıyla;
Muhacirin ve Aşair Müdüriyeti, İskan Umum Müdürlüğü,
Toprak ve İskan İşleri Genel Müdürlüğü
olarak isim değiştirmiştir. Son olarak 22.05.1985 gün ve
18761 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3202 Sayılı
Kanunla da Toprak İskan İşleri Genel Müdürlüğü
kaldırılmış, İskan hizmetlerini yürütme görevi,
aynı kanunla kurulan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne
verilmiştir.
Cumhuriyet döneminden önce iskan
ve göç hareketleriyle ilgili olarak, ortaya çıkan taleplerin karşılanabilmesi
bakımından bir çok mevzuat yürürlüğe sokulmuş
ise de ihtiyacı karşılamaktan uzak kalmıştır.
Cumhuriyet döneminde iskan
hizmetlerinin daha iyi bir şekilde yapılabilmesi bakımından
21.06.1934 tarihinde 2510 Sayılı İskan Kanunu çıkarılmış,
dağınık olan iskan mevzuatı o zamanki şartlara
göre daha iyi bir hale getirilmiştir. Bu kanunla uzun yıllar
değişik ülkelerden yurdumuza göçmen olarak gelen ailelerin
iskanı sağlanmıştır.
Ayrıca, iskan edilen insanların
istek ve ihtiyaçları zaman içinde sık sık değiştiğinden,
değişen bu ihtiyaçların karşılanması için
2510 Sayılı Kanuna ek olarak bir çok kanun (15 Adet),
Nizamname, Bakanlar Kurulu ve Genelgeler çıkarılmıştır.
İSKAN
UYGULAMALARI
İsteğe bağlı olarak yapılmakta olan iskan
karşılıksız olmayıp, borçlanmaya tabidir.
şehirsel ve tarımsal olmak üzere iki şekilde uygulama
yapılmaktadır. Gerek tarımsal ve gerekse şehirsel
iskan projeye dayalı olarak toplu halde gerçekleştirilmektedir.
Projesiz ve münferit iskan uygulaması, mevcut yasaya göre mümkün
görülmemektedir.
TARIMSAL
İSKAN
Çiftçilikle uğraşan ve çiftçilikten anlayan aileler
tarımsal iskana tabi tutulmaktadır. Hazırlanmakta
olan tarımsal iskan projesine göre, iskanı öngörülen her
aileyi geçindirebilecek ve borçlandırmadan dolayı geri ödemelerini
yapabilecek kadar gelir sağlamak üzere; konut, işletme binası,
tarım arazisi verilerek işletme için ihtiyaç duyulan canlı,
cansız donatım ve yıllık işletme kredisi ile
desteklenmektedir.
ŞEHİRSEL İSKAN
(SANAYİ VEYA SANATKAR İSKANI)
Şehirsel iskan talep eden ailelere ise planlanan kentte
konut verilerek meslek ve sanatlarını icra edebilecekleri
donatım ve işletme kredisi açılmaktadır.
İskan edilen aileler, kendilerine verilen taşınmaz
mallardan (konut, işletme binası, arsa ve arazi, iş yeri
vb.) dolayı, kamulaştırılan veya satın alınan
taşınmaz mallar için kamulaştırma veya satın
alma bedelleri, yapı ve tesisler için maliyet bedelleri, hazine
arazisi için rayiç bedelleri üzerinden borçlandırılırlar.
SONUÇ
Anadolu tarihinin son iki yüz yılında
yaklaşık 3.5 milyon civarında göçmen, bugünkü Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içine yerleşmiştir.
Göçmenlerin yaklaşık yarısı devlet imkanları
ile yerleştirilmişler ve istihdam sağlanmıştır.
Diğer yarısı genelde daha önce gelen eş-dost ve
akrabaların yakınında yerleşmişlerdir. Göçmenler
ve yerli halk arasında etkileşim ve göçmenlerin uyumu
konularında ve hatta yerleşim yerleri ve şekilleri
konularında da sınırlı araştırmalar dışında
bilgi olmayışı uluslaşma sürecinin yaşanmakta
olduğu toplumda, bu sürece göçmenlerin katkılarına ilişkin
yorumları yetersiz bırakmaktadır.
Göçmenlerin yerleşim yerlerine uyum ve uyumsuzlukları yönünde
yerli halkla olan etkileşimleri de önemli bir olgu olarak görülmektedir.
Bu konuda da yeterli bilgi bulunamamaktadır. Gözlemlere
dayanan bazı bilgilere göre yerli halkın üretim biçimi, üretim
araçlarının kullanımı, el sanatları,
zenaatkarlık, ev döşeme, ev yapım ve ev araçlarının
kullanımı gibi konularda göçmenlerin yaşamlarından
büyük ölçüde etkilendikleri anlaşılmaktadır. (Kaynak:Filiz
Doğanay, Devlet Planlama Teşkilatı) |